GİRESUN ÇEPNİ DERNEĞİ HAFTALIK TOPLANTI
Giresun Çepni Derneği haftalık toplantısı 19 Kasım Perşembe günü , Eyüpsultan Camii Meydanında bulunan Giresunspor İstanbul Gönüllüleri Hizmet Binasında bulunan Topal Osman Toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşma yapan Başkan Serkan Cihanın konuşma metni ;
“Giresunlu Kahramanlar: Cumhuriyetin İlanındaki Rolümüz”
Türk milletinin tarih sahnesinde yazdığı en önemli destanlardan biri, Milli Mücadele dönemi ve bu süreçte gösterilen büyük kahramanlıklardır.1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmasıyla birlikte, Türk milleti bağımsızlığı ve özgürlüğü için büyük bir mücadeleye girişti.
Milli Mücadele’nin sonucunda, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu .Bu tarihi süreçte gösterilen kahramanlıklar, Türk milletinin tarihinde unutulmaz bir yere sahiptir ve milletimizin bağımsızlık ve özgürlük sevdasını simgeler.
Milli Mücadele ve kahramanlıklar, Türk milletinin onur, bağımsızlık ve vatanseverlik duygularının bir göstergesidir. Bu dönemde gösterilen kahramanlıklar, Türk milletinin varoluş mücadelesinin bir parçası olarak tarihimizin en parlak sayfalarından birini oluşturur. Bu kahramanlıkları anmak ve milli mücadele ruhunu yaşatmak, Türk milletinin asla unutmadığı bir görevdir.
TOPAL OSMAN AĞA KİMDİR ? GİRESUNLULARIN TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ NEDİR ?
Giresun’un Hacı Hüseyin mahallesinde doğdu. Ticaretle uğraşan Feridunzâde Hacı Mehmet Efendi’nin oğludur. Düzenli bir eğitim görmedi, genç yaşta kayıkçılık yapmaya başladı. 1912’de Balkan Savaşı’na askerlik bedeli ödendiği halde gönüllü olarak katıldı. Çorlu yöresindeki çatışmalarda diz kapağından yaralandı. Bundan dolayı “Topal” lakabıyla anıldı. Giresun’a döndükten sonra I. Dünya Savaşı’na kadar ticaretle uğraştı. Savaşın başlaması üzerine Doğu Karadeniz bölgesinde Ruslar’la iş birliği yapan Rum ve Ermeni çeteleriyle mücadeleye girişti. Kurduğu milis güçleriyle Giresun ve yöresinde söz sahibi oldu. Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın doğu cephesindeki faaliyetlerinde aktif görev aldı. Batum cephesinde 700-800 gönüllüsüyle Ruslar’a karşı savaştı. Bölgede hükümet işlerine karıştığı gerekçesiyle hakkında türlü şikâyetler yapılmaya başlandı. 25 Ağustos 1916’da Sivas Dîvânıharbi’nde muhakeme edildi ve bir süre göz altında tutuldu. Giresun’a dönüşünün ardından şehrin tek hâkimi durumuna geldi, 1917’den itibaren Harşit vadisinde Ruslar’a karşı çarpıştı. 1918’de Rus birliklerinin geri çekilmesiyle Batum’a cephane taşımaya başladı. Bu vesileyle bir süre Batum’da kaldı.
Mütareke’den sonra Giresun’a dönünce hastalığı sebebiyle görevinden istifa eden belediye başkanı Dizdarzâde Eşref Bey’in yerine başkanlığı devraldı. Aynı zamanda Giresun Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başına geçti. Trabzon’da bir kongre toplayıp silâhlanmaya başladı. İzmir’in Yunanlılar’ca işgali üzerine 17 Mayıs 1919’da Giresun’da büyük bir miting düzenledi, ayrıca Pontus Devleti kurma faaliyetlerine karşı silâhlı mücadeleye girişti. Bu sırada tehcir suçlusu olarak yargılanmak üzere İstanbul’a getirilmesi istendi; İstanbul Dîvânıharbi tarafından tutuklanmasına karar verildi. Bu sebeple şehirden kaçarak Keşap bölgesine gitti. Rum çetelerinin Türk köylerine düzenledikleri baskınlara misillemeler yaptı. Dokuzuncu Ordu müfettişliğine tayin edilen Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçtiği sırada Havza’dan sadârete gönderdiği 5 Haziran 1919 tarihli raporda bu konuya da yer verdi. Tehcirden dolayı kaçak durumunda bulunan Topal Osman Ağa’nın çetesinin önemli olduğunu, bundan dolayı Giresun ve doğusunda asayişsiz bir hareketin görülmediğini yazdı. Bu arada dağlara çekilen Topal Osman teslim olup silâhlarını bırakması şartıyla affedileceği yolundaki teklifleri reddetti; milletin selâmeti için âdilâne bir barış yapılıncaya kadar silâh bırakmayacağını bildirdi. Trabzon valisine Topal Osman’ı ölü veya diri ele geçirme görevi verilince takibine bir nizâmiye taburu ile bir süvari bölüğü gönderildi. Giresunlular ise artan Pontus tehlikesine karşı Karahisar’a adam yollayıp Topal Osman’dan yardım talebinde bulundu.
8 Mayıs 1919’da, içinde Yunan Kızılhaç Heyeti’nin bulunduğu bir geminin limana gelmesinden cesaret alan Rumlar’ın 11 Mayıs’ta Taşkışla denilen Rum okuluna beyaz renkli Yunan Kızılhaç bayrağı çekmeleri ve taşkınlığa başlamaları, 5 Haziran’da mavi-beyaz renkte 20 m. uzunluğunda bir Pontus bayrağı asmaları üzerine Topal Osman Giresun’a geldi ve bayrağı indirip fâilleri cezalandırdı. Ardından tekrar Karahisar’a döndü. Sivas, Tokat ve Karahisar Rum metropolitlerine baskı yaparak patrikhâneye ve İstanbul hükümetine tehcirle ilgisi olmadığına, affedilmesinin gerektiğine, hakkında şikâyetlerinin bulunmadığına dair bir mektup yazdırdı. 30 Haziran 1919’da Karahisar mutasarrıfı aracılığıyla af diledi. Sivas Valisi Reşit Bey vasıtasıyla 7 Temmuz’da Meclis-i Vükelâ, Topal Osman ve 168 arkadaşını şahsî hukuk saklı kalmak şartıyla affetti. Topal Osman’ın aftan sonra Giresun’a dönmesi Rumlar’ın faaliyetlerine büyük darbe vurdu.
23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’ne Giresun’u temsilen katılan Ali Naci (Duyduk) ile İbrâhim Hamdi (Elgen) beylerin kongrede Mustafa Kemal Paşa’ya muhalif tutumlarını duyan Topal Osman bu iki delegeyi kongreden sonra Giresun’dan uzaklaştırdı. Hakkındaki şikâyetler de giderek artıyordu. Hatta onu ortadan kaldırmaya yönelik bazı teşebbüslere girişildi. Kaymakam Bâdi Bey’i suikast düzenleyicisi olarak yakalayıp Trabzon’a götürdü. Giresun’da Rumlar arasında çıkan ihtilâfları da onun teşvik ettiği kanaati hâkimdi. 1920 Şubatında İngiliz ve Fransız askerî temsilcileri, Giresun Rumları arasında meydana gelen bir olaya Topal Osman’ın karıştığını bahane edip Trabzon vali vekiline baskı yaptı. Bu arada Topal Osman, Millî Mücadele’nin propagandasını yapmak için 17 Şubat 1920’de Gedikkaya adlı haftalık bir gazete çıkarmaya başladı; başyazarı da kendisiydi. Gedikkaya yirmi altı sayı devam edebildi.
Büyük Millet Meclisi hükümetinin kurulmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekerek kayıtsız şartsız millî hükümetin hizmetine girdiğini bildirdi. Bunun üzerine Ankara’dan Trabzon’daki 3. Fırka komutanı Rüşdü Bey’e Rize müfrezesiyle Giresun’daki Topal Osman müfrezesinin yola çıkarılması emredildi. Kâzım Karabekir Paşa ise Giresun ve yöresindeki Rum tehlikesinden dolayı Topal Osman’ın Giresun’dan ayrılmasını uygun görmüyordu. Onun bu isteği Erkân-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisi İsmet Bey tarafından da uygun karşılandı. Ancak hükümet daha sonra Topal Osman müfrezesinin doğuda kullanılmasını istediğinden Kâzım Karabekir Paşa, Ermeni harekâtında bu kuvveti Kars’a çağırdı. Topal Osman’ın katılmadığı bu harekâtta müfreze doğu cephesindeki savaşlara yetişemedi. Bu sırada Topal Osman on beş kişilik gönüllü müfrezesiyle 29 Ekim 1920’de İnebolu’ya geldi, 8 Kasım’da Kastamonu’ya geçerek iki gün kaldı ve ardından Ankara’ya gitti ve Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. 12 Kasım’da Mustafa Kemal Paşa’nın arzusu üzerine Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi teşkil edildi. Giresun’a dönen Topal Osman, askerlik şubesi başkanı Tirebolulu Hüseyin Avni (Alparslan) ve jandarma komutanı Hamdi beylerin desteğiyle başta Giresun olmak üzere Tirebolu, Rize ve Ordu’dan toplanan gençlerle Giresun Gönüllü Taburu’nu kurdu. Bu tabur 1920 Eylülünde cepheye gitmek için Trabzon’a geldi. Topal Osman, Giresun Gönüllü Alayı yanında 1921 başlarında Ankara’dan aldığı emir gereği Hüseyin Avni Bey’in başında bulunduğu Giresun Nizâmiye Alayı’nın (42. Alay) kuruluşuyla da uğraştı. Böylece Giresun 42 ve 47. alaylarıyla Millî Mücadele içindeki yerini aldı.
1921 Martında Topal Osman, emrindeki 550 mevcudu ve dört dağ topu ile birlikte Koçgiri ayaklanmasını bastırmak için Sivas’a gitti. Giresun alayı Refahiye bölgesinden başlayarak âsilere karşı başarılı bir harekât gerçekleştirdi. Bu sırada Topal Osman sayesinde Giresun’da hiçbir faaliyet yapamayan Pontusçular’ın yeni merkezi İtilâf devletlerinin gözetimindeki Samsun oldu. Burada da asayiş ve huzuru sağlamak üzere Topal Osman komutasındaki Giresun Gönüllü Alayı’ndan faydalanıldı. Alay 16 Nisan 1921’de Ümit vapuru ile Samsun’a intikal etti, orada 15. Tümen deposunda yeniden silâhlandırıldı ve Ankara’dan gelen kuvvetlerle takviye edildi. Karargâhını şehrin içinde Mıntıka Palas Oteli’ne kuran Topal Osman, Samsun’da asayişin sağlanmasında rol oynadı.
Topal Osman, Sakarya savaşı öncesi Samsun’da toplanan Giresun alaylarıyla 14 Temmuz 1921’de batı cephesine hareket etti. Sakarya savaşında Yûsuf İzzet Paşa grubunda 47. Alay komutanı olan Topal Osman 25 Ağustos’taki Mangaltepe taarruzuna katıldı; 15 Eylül’e kadar bütün muharebelerde bulundu. Kendisine kaymakamlık (yarbaylık) rütbesi verildi. Yunanlılar’a karşı Büyük Taarruz’un sonuna kadar yapılan muharebelere katılan Topal Osman 21 Aralık 1922’de Giresun’a döndü. Bir süre belediye işleriyle ilgilendi ve ardından Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle tekrar Ankara’ya gitti.Burada muhafız taburu komutanlığı görevi yaptı Millî Mücadele’ye katkılarıyla dikkat çeken Topal Osman, Pontus hareketinin engellenmesinde rol oynamıştır.
Giresun; bu vatana sevdalı herkes için, bilhassa da tarih şuuruna sahip olan insanlar için çok önemli bir merkezdir.
Karadeniz’in incisi, mavi ile yeşilin kucaklaştığı diyar Giresun; pek çok açıdan sadece bulunduğu bölgenin değil, bütün Anadolu coğrafyasının mücevheridir.
Giresun; hırçın dalgaların yalçın kayaları döve döve yonttuğu, binlerce yıl boyunca tabiatın ellerinde yükselttiği bir zarafet abidesidir.
Çayıyla, fındığıyla; hem ulusal ekonomiye katkı sunan, hem de uluslararası alanda Türkiye’ye yüz akı ürünler kazandıran bereketli bir arazidir.
Fakat bütün bunların ötesinde Giresun; vatan söz konusu olduğunda, kınından sıyrılmış bir hançer gibi ayağa kalkan yiğitlerin diyarıdır. Bu anlamda memleketin atlattığı her zor zamanda, her keskin dönemeçte; risk almış, bedel ödemiş Giresun uşaklarının imzası vardır.
Milattan önce 2000’li yıllardan beri Orta Asyalı kavimlerin yurt tutmaya çalıştığı Giresun; bir Oğuz boyu olan Çepniler tarafından da iskân edilmiştir. Asırlar boyunca bu şehirde bulunan ve şehre kendi karakterini ruh diye üfleyen bu Türk topluluğu; Giresun’un soylu evlatlarının asil ecdatlarıdır.
13’üncü yüzyılda Reşideddin Fazlullah tarafından yazılan “Türklerin ve Oğuzların Tarihi” bahsinde Çepniler’i tanımlamak için bir cümle kullanılmıştır. “Nerede yağu görse, yani nerede düşman görse; orada savaşır”.
Giresun’un çocukları; işte bu tanımın yaşayan timsalidir. Bu şehrin evlatları; düşman görünce taarruz etmek için üzerine koşan kahramanların mirasçısıdır.
Karadeniz Bölgesi’nde Türk’ün mühür vurduğu ilk şehirlerden birisi Giresun’dur. Komşularından çok daha önce, 1397 yılında Bayramoğlu Süleyman Bey tarafından fethedilen Giresun toprakları; ona âşık bu milletle kucaklaşmıştır. O günden sonra da Giresun Türk milletinden, milletimiz de Giresun’dan vazgeçmemiştir.
Fakat gün gelmiş; yedi iklim üç kıtada adaletin sancağını dalgalandıran devlet, yenilgilerle sarsılmaya başlamıştır. İşte o vakitlerde; imparatorluğun uzak uçlarına gidip Balkan Savaşları’na gönüllü olarak iştirak eden Giresun uşakları boy göstermiştir.
Onların arasında birisi vardır ki ismini unutulmaz kılacak; elinde mavzeri, ardında hemşerileriyle bir kahramanlık destanı yazacaktır. Balkan Savaşları’nda yaralanıp topal namını alan bu yiğit adamın adı, tarihe TOPAL OSMAN olarak geçecektir.
Birinci Dünya Savaşı’nda Moskof işgaline dur diyen Topal Osman Ağa bir direniş hattı oluşturmuş ve bu sayede Giresun’un büyük kısmına düşman ayağı değmesine engel olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı bitip memleketin diğer beldeleri zapt edildiğinde ise Giresunlular yine ayaklanmışlar ve feryat eden mazlumların imdadına koşmuşlardır. İzmir işgal edildiğinde ilk protesto mitingini düzenleyenler Giresun’un çocukları olmuştur.
İşgalcilere karşı şehir şehir, köy köy çatışan Topal Osman; Karadeniz’in dağlarında hürriyetin meşalesini tutuşturmuştur. Sonrasında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın mücadelesi başlayınca onun yanında saf tutmuş ve Kuvayı Milliye’nin yılmaz bir neferi olmuştur.
Gazi Paşa’yla birlikte Ankara’ya giderek onun muhafız birliğini kurmuş, düşmanla işbirliği yapıp ayaklanma çıkaranların isyan ateşini söndürmüş, cephe savaşları başladığında gönüllü olarak çarpışan 42’inci ve 47’inci alayları oluşturmuştur.
Bütün bunları yaparken de yanı başında her zaman hemşerileri, yani Giresun’un kahraman evlatları vardır.
“İşgal oldu memleket;
Yandı vatan tutuştu.
Dayan Sakarya dayan;
Uşakların yetişti”.
Evet… Memleketin her dara düştüğünde; Giresunlular aynen bu türküdeki gibi “Dayan! Yetiştim!” demiştir.
Yine bu topraklara ait eski bir halk deyişi vardır. “Atası neyse; ötesi odur” denilmiştir. Anadolu irfanından süzülerek gelen bu tespit; Giresun’un hem geçmişi, hem de geleceğini tarif etmektedir. Bu şehir, yalnızca dün değil; bugün de, yarın da aslan yatağı, yiğit diyarı, Türk’ün vatanı olmaya devam edecektir….
Toplantımıza katlımınız için teşekkür ediyorum , haftaya perşembe tekrar buluşmak dileğiyle Allaha emanet olun ….


