İPTAL EDİLEN SÜPER KUPA FİNALİ VE SONRASINDA YAŞANANLAR
Dün akşam Arabistanda oynanması planlanan Fenerbahçe – Galatasaray Süper Kupa Finali öncesi yaşananlar , maçın iptali ve takımlarımızın yurdumuza geri dönmesi milli değerlerimizin korunması açısından önemli bir durumdur , fakat arabistan yetkililerin tutumları fifa kurallarının saçmalığı ki zaten maçın orada oynanmasının en baştan yanlış olması ve sonrasındaki ülkemizi etkileyen meselelerin dikkatli yorumlanması gerekmektedir , nasıl ki İsrailin hükümetinin Filistine uyguladığı ülke terörüne millet olarak karşıysak aynı zamanda tüm israil halkının bu teröre destek olmadığını söylüyorsak , dün akşam yaşanan ve çirkin davranışlarla rencide edilmek istenen Cumhuriyetimizin kurucusu milli mücadle kahramanımız Atatürk’e karşı ve onun sözlerine tahammül edemeyenlere karşı tutumumuz sadece bu davranışları yapanlarla sınırlı kalmalıdır.
Dün akşam yaşanan hadiselerden sonra başlayan arap düşmanlığı , küfürler , hakaretler kabul edilir bir tutum değildir , bu meseleyi insanlarımızı sokağa çekip toplumsal bir iç isyana sürüklemeye gayret edenler bilsinler ki Türk Milleti doğruyla yanlışı ayırt edecek zekaya sahiptirler.
Atatürk Türkiyedir Türkiye Atatürkdür fakat bu hassasiyetimiz üzerinden iç karışıklık peşinde olanlar asla kazanamayacaklardır , hele ki bir milleti düşman ilan etmek apaçık bir oyundur.
Bu süreçte en başından itibaren arabistanda maç oynamayı kabul eden ve bunu organize eden TFF dahil herkesin daha dikkatli olmalarını ve milli hassasiyetlerimizin dini değerlerimiz üzerinden kullanılmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Farz, Allah’ın kelamı olan Kuran’ da Müslümanlara yapılması açık bir biçimde emredilen kurallar veya ibadetler bütünüdür. Müslüman Farzı inkar edemez ya da yok sayamaz. Yani farz, Allah’ın kesin olarak yapılmasını ve yerine getirilmesini istediği, yapılması kat’i delillerle sabit bulunan emir ve kurallar bütünüdür.
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın davranışlarının tamamına ise sünnet denir. Hadis peygamber efendimizin söyledikleri, sünnet ise yaptıklarıdır.
Müslümanlığın kaynağı ve kutsal kitabı Kuran’ı Kerim’dir. Kuran’ ın yanında ” sünnet” olarak tarif edilen ve uyulması gereken kurallar bütünü ise İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in herhangi bir konudaki sözlü beyanları ya da davranış şekillerinin bütünüdür.
Kuranı Kerimde Hucurat Suresi 13.Ayette Allah şöyle bildirmiştir ”Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.”
İslam’da insanlara sahip oldukları dünyevi statüleri ve makamları sebebiyle itibar edilmez. Bir insan dünyaya hükümdar olsa, nihayetinde gireceği yer iki metrekare toprak parçasıdır. Karun kadar zengin olsa, günü geldiğinde tüm varlığını bırakıp gidecektir. Gençliğin ve güzelliğin geçici olduğunu hatırımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Hayatın hakikatine vâkıf olan müminler, fâni olan dünyanın rengine ve süslerine aldanmazlar.
Rabbimiz “Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takva elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”A’râf Suresi 26. Ayet’de buyurarak, bu hususa dikkat çekmiştir. Gerçek anlamdaki saygınlık, onur, izzet ve şeref, toplumun nezdindeki mevkimiz değil, Allah indindeki değerimizdir.
Tüm insanlığa en güzel örnekliği teşkil eden Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz “İnsanların benim gözümde en üstün olanları, kim olurlarsa olsunlar ve hangi makam ve mevkide bulunurlarsa bulunsunlar, takva sahibi olanlarıdır.” buyurarak, insanların derecelendirmesinde asli kriterin takvadan başkası olamayacağını bildirmiştir.
“Ey insanlar! Dikkat edin; Rabbiniz birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur.” Hadis-i Şerif’tende anlayacağımız üzere önemli olan hangi milletten olduğun değildir , önemli olan Allahın emirlerine uygun bir yaşam sürmendir , üstünlük ancak takva ile mümkündür.


